48,2203$%0,18
55,8755€%-0,49
65,3436£%-0,31
6.908,74%-3,01
44.968,00%-2,96
%
3737249฿%-2.81253
5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Genel Kurulu’nda Kıbrıs konusunda yapılan açıklamaları ve alınan kararları değerlendirdi. Özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın KKTC’nin tanınması, izolasyonların kaldırılması ve uluslararası alanda egemen eşitlik talebine ilişkin çağrılarını önemli buldu.
Kıbrıs özelinde son gelişmeleri anlatan Tatar, bu politikanın yaklaşık altı yıldır sürdüğünü ve Türk tarafından desteklendiğini belirtti. Türkiye’nin iki devletli çözüm yaklaşımını, kendi dönemi içinde ve uluslararası platformlarda savunduğunu vurguladı. 2021 yılında Cenevre’de yapılan 5+1 toplantısında egemen eşitlik ve ortak uluslararası statü temelinde yeni bir yol haritası çizildiğine dikkat çekti.
Tatar, federasyon temelli müzakerelerin uzun süredir sonuç vermediğine ve yeni bir yaklaşımın zorunlu olduğuna işaret etti. Ayrıca, 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları sonrası yürütülen süreçlerin, Annan Planı ve Crans-Montana gibi girişimlerin zaman kaybına yol açtığını ve bu sorunların çözümü için yeni fikirlerin gerekliliğini savundu.
İlgili haber: Başbakan Üstel, Anneler Günü’nü tebrik etti
İki devletli çözüm politikasında en büyük avantajın, Türkiye’nin verdiği destek olduğunu belirten Tatar, bu yaklaşımın uluslararası arenada da kabul gördüğünü hatırlattı. Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi kuruluşlarda gündeme getirilen bu politika, Türkiye’nin bölgedeki ve küresel konumunun güçlenmesine katkı sağladı. Erdoğan’ın BM’de yaptığı çağrının beşinci kez yinelendiğine dikkat çekti.
Güney Kıbrıs’ın askeri ve siyasi ilişkilerini güçlendirmeye devam ettiğini belirten Tatar, adadaki güç dengesinin önemli olduğunu vurguladı. Güney’in bölgeyi üs haline getirme girişimlerinin bölgesel istikrarı olumsuz etkilediğine işaret etti. Ayrıca, federal çözümün zamanla KKTC’nin siyasi statüsünü zayıflatabileceği endişesini dile getirdi.
Nikos Hristodulidis’in Kıbrıs ve Türkiye karşıtı açıklamalarını beklenmedik görmediğini ve bu tutumun değişmediğini söyledi. Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası politika alanındaki güç artışına dikkat çekti. Kıbrıs Türk halkının egemenliğine ve tarihsel varlığına vurgu yaparak, 1960 Antlaşmaları ve Türkiye garantörlüğü gibi uluslararası hukuki dayanaklara işaret etti.
İlgili haber: Trafik Kazalarıyla Mücadele: Devletin Rolü Artmalı
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 1983’te kurulmasının, halkın egemenliğinin ve iradesinin göstergesi olduğunu belirtti. İki devletli çözümün yalnızca bir alternatif değil, Kıbrıs Türklerinin geleceğini koruma gerekliliği olduğunu vurguladı. Ayrıca, Tufan Erhürman’ın BM’deki temaslarına değinerek, egemenlik ve izolasyonların kaldırılması talebini desteklediğini ifade etti.
5+1 toplantılarına katıldığını hatırlatan Tatar, burada öncelikle iki devletli çözüm ve egemenliğin kabul edilmesi gerektiğini yineledi. Taraflar arasındaki iş birliği ve karşılıklı anlaşma zemininin, siyasi statülerin kaldırılmaması şartıyla mümkün olabileceğine inandığını söyledi. Güven artırıcı önlemlerin dikkatli planlanması gerektiğine ve bölgedeki enerji projelerinin Kuzey Kıbrıs’ın siyasi duruşuna olumsuz etkiler yaratmaması gerektiğine vurgu yaptı.
BM’nin genel sekreterlik görev değişiminin, Kıbrıs müzakerelerinde yeni bir dönem başlatıp başlatmayacağına dair belirsizliği dile getiren Tatar, yeni genel sekreterin atanmasıyla uzun sürecek bir süreç başlayabileceğini belirtti. Son olarak, Kıbrıs Türk halkının birlik ve iradesinin ön planda olması gerektiğini hatırlatarak, Türkiye ile ilişkilerin stratejik önemin altını çizdi ve iki devletli çözüm politikasını vazgeçilmez olduğunu yineledi.
Gıda İşletmelerine Eğitim ve Danışmanlık Desteği