43,4990$% 0.19
51,6240€% -0.9
59,6039£% -0.78
6.786,60%-9,85
47.158,00%-7,26
13.838,29%0,05
3414808฿%-5.35622

Doğu Akdeniz’in en uzun süreli siyasi anlaşmazlıklarından biri olan Türk Yunan Kıbrıs sorunu, 20. yüzyılın ortasından bu yana Ankara ile Atina arasındaki diplomatik gündemin değişmeyen başlıkları arasında. Kıbrıs adasının demografik yapısı, 1959 Londra-Zürih antlaşmaları, 1974 Barış Harekâtı ve sonrasındaki toplumlar arası bölünme, iki ülke ilişkilerinde kronik bir gerilim noktası oluşturuyor. Bu makalede Türk-Yunan ilişkilerinin Kıbrıs ekseninde nasıl şekillendiğine bakıyoruz.
Kıbrıs’taki Türk-Yunan anlaşmazlığı, 19. yüzyılın sonlarında belirginleşmeye başladı. Yunanistan’ın 1830’da bağımsızlığını kazanmasının ardından ’Megali İdea’ (Büyük Fikir) olarak bilinen genişleme ülküsü doğdu. Bu ülkü, tarihsel olarak Helen kültürü taşıyan toprakların Yunanistan sınırları içine alınmasını hedefliyordu ve Kıbrıs bu hedefin içinde önemli bir yer tutuyordu.
1878’den itibaren adanın idaresinin İngiltere’ye bırakılması, Kıbrıs Rumlarının ’Enosis’ (Yunanistan’a bağlanma) talebini de dillendirmeye başladığı dönemin miladı oldu. Kıbrıs Türkleri ise buna ’Taksim’ (adanın bölünmesi) anlayışıyla karşılık verdi.
Enosis ülküsü; Kıbrıs Rum toplumunun, Kıbrıs’ın Yunanistan’ın bir toprağı olmasına yönelik milliyetçi hedefiydi. Taksim ise bu talebe karşı Kıbrıs Türklerinin geliştirdiği karşı tez: eğer ada tek bir devlete bağlanacaksa en azından Türk-Rum nüfusun oranına göre bölünmeliydi. Türk Yunan Kıbrıs sorunu, bu iki ülkünün kesiştiği zeminde şekillendi.
Enosis ve Taksim karşılaştırması:
1959’da Londra ve Zürih’te yapılan görüşmeler, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması için yolun açılmasını sağladı. Bu antlaşmalar Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye adanın bağımsızlığını güvence altına alan ’garantör ülke’ statüsünü verdi. Ayrıca iki toplumun ortak yönetimi öngörüldü: cumhurbaşkanı Rum toplumundan, cumhurbaşkanı yardımcısı ise Türk toplumundan seçilecekti.
Cumhurbaşkanı Makarios’un 1963 sonunda önerdiği anayasa değişikliği, Kıbrıs Türklerinin haklarını zayıflatıyordu. Bu öneri reddedilince başlayan toplumsal çatışmalar ’Kanlı Noel’ olarak tarihe geçti. 1964’te BM Barış Gücü adaya konuşlandı. EOKA-B adlı yeraltı örgütünün Enosis yönünde baskısı ve Rum Milli Muhafız Ordusu’nun artan askerî varlığı, adada gerilimi sürekli yükseltti.
15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası’nın desteklediği bir darbe, Makarios’u devirip Nikos Sampson’u iktidara taşıdı. Hedef; Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakıydı. Türkiye, 1960 Garantörlük Antlaşması’nın verdiği müdahale hakkını kullanarak 20 Temmuz’da Barış Harekâtı’nı başlattı. Harekâtın ardından Yunanistan’daki askeri cunta da düştü ve demokrasiye dönüş süreci başladı.
1974 sonrası, iki ülke ilişkileri kronik bir gerilim düzlemine yerleşti. Kıbrıs dışında Ege anlaşmazlıkları, kıta sahanlığı, hava sahası ve adacıkların egemenliği gibi birçok mesele iki ülkenin diplomatik gündemine sürekli girdi.
Kıbrıs, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin en hassas dosyası. İki ülke arasındaki rutin diplomatik görüşmelerde, AB toplantılarında ve NATO müzakerelerinde bu başlık düzenli olarak gündeme geliyor.
Kıbrıs’ın ikili ilişkilere yansıyan başlıca boyutları:
Doğu Akdeniz’de bulunan doğal gaz kaynakları, Türk-Yunan-Kıbrıs üçgeninde yeni bir gerilim hattı yarattı. Güney Kıbrıs ve Yunanistan, EastMed Boru Hattı projesi etrafında ortak bir hat oluştururken; Türkiye ve KKTC, kıta sahanlığı hakları çerçevesinde kendi araştırma gemilerini sahaya çıkardı. Bu durum, Kıbrıs sorununu yalnızca karasal değil, deniz alanı uyuşmazlığı boyutuyla da güncel tuttu.
2004 yılında BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın hazırladığı birleşme planı, iki toplumlu ve iki bölgeli federal bir yapı öngörüyordu. Referandumda Kıbrıs Türkleri yüzde 65 civarında ’evet’ derken Kıbrıs Rumları yüzde 76 ile ’hayır’ dedi. Sonraki Crans-Montana (2017) ve Cenevre (2021) müzakereleri de fikir birliğine ulaşamadı. Türk tarafı ’iki devletli yapı’ formülünü öne çıkarırken, Yunan ve Rum tarafı federal yapı vurgusunu sürdürüyor.
Bugün KKTC yalnızca Türkiye tarafından tanınıyor, Kıbrıs Cumhuriyeti ise AB üyesi olarak uluslararası alanda adanın temsilcisi konumunda. Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin güvenliğini kendi ulusal meselesi olarak görüyor. İki ülkenin zaman zaman yaklaşma (Davos ruhu, deprem diplomasisi) dönemleri yaşansa da Kıbrıs başlığı her defasında mesafeyi yeniden açmaya yetiyor.
Uyuşmazlığın tohumları 19. yüzyılın sonlarında atıldı, ancak resmi anlamda 1950’lerde Enosis hareketleriyle görünür hâle geldi. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, günümüze uzanan fiili bölünmenin başlangıcı sayılıyor.
Enosis; Kıbrıs Rum toplumunun, adanın Yunanistan’a bağlanması yönündeki milliyetçi hedefini anlatan terim. Kıbrıs sorununun çıkış noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
1974’te Yunan Cuntası destekli darbe adanın Yunanistan’a ilhakını hedeflemişti. Türkiye, 1960 Garantörlük Antlaşması’ndan doğan hakkını kullanarak Kıbrıs Türklerinin güvenliği ve adanın bağımsızlığı için harekât başlattı.
Hayır. Kıbrıs Cumhuriyeti 1960’ta Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin imzaladığı garantörlük antlaşmasıyla bağımsız bir devlet olarak kuruldu. Yunanistan kurucu değil, garantör ülkelerden biri.
Ege kıta sahanlığı, hava sahası, karasuları, adacıkların egemenliği ve azınlık hakları iki ülke arasında gündemde olan başlıca konular.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB üyesi olması, Türkiye’nin üyelik müzakerelerinde çeşitli başlıkların askıya alınmasına yol açtı. Kıbrıs, Türkiye-AB ilişkilerinde sürekli gündemde kalan bir dosya.
Birleşmiş Milletler, 1964’ten bu yana adada barış gücü bulunduruyor (UNFICYP). Pek çok BM kararı, Kıbrıs sorununa iki toplumlu, iki bölgeli federal bir yapıyla uzlaşı arayışını savunuyor. Bununla birlikte uzun yıllara yayılan müzakere turları (1977 Doruk Anlaşmaları, 1992 Gali Fikirler Dizisi, 2004 Annan Planı, 2017 Crans-Montana), kalıcı bir uzlaşı formülüne ulaşamadı.
Kamuoyu araştırmaları, Kıbrıs konusunda iki halkın farklı bakış açıları taşıdığını gösteriyor. Türk kamuoyunda KKTC’nin varlığı ve güvenliği öncelikli konu olarak görülürken; Yunan kamuoyunda 1974 sonrası demografik değişim ve adanın yeniden birleşmesi talebi öne çıkıyor. Bu farklı algılar, siyasetçilerin müzakere masasındaki hareket alanını belirliyor.

Kıbrıs’ta Nasıl Gezilir?

