43,4990$% 0.19
51,6240€% -0.9
59,6039£% -0.78
6.786,60%-9,85
47.158,00%-7,26
13.838,29%0,05
3414808฿%-5.35622
Eski bayram atmosferleri nostaljik anılarla yeniden canlanıyor. Emekli büyükelçi Doç. Dr. Hasibe Şahoğlu, çocukluk ve gençlik dönemlerindeki unutulmaz bayram tecrübelerini paylaşıyor.
Şahoğlu, çocukken ilk olarak el öpmenin ve büyüklerin ellerini öpmenin bayramın en anlamlı başlangıcı olduğunu anlatıyor. Sabah erkenden kalkılarak, özenli kıyafetler giyilir ve evde büyüklerin elleri öpülürdü. Bu saygı dolu anların ardından mahalle mahalle dolaşılır, her kapı farklı bir hikâyeyi beraberinde getirirdi. O günlerde alınan bayram harçlıklarının heyecanı ve içerisinde yaşanan özgürlük duygusu, çocuklar için tarifsiz bir sevgi ve güven ortamı sunardı.
Özellikle eski bayramların, sade ve samimi yapısına vurgu yapan Şahoğlu, yeni kıyafet alma fırsatlarının sınırlı olduğunu, bu nedenle bayramların küçük hayallerin gerçek olması gibi değerlere sahip olduğunu dile getiriyor. Bir çift kırmızı ayakkabının bile büyük anlam taşıdığı zamanlar, çocuklar için büyük sevgi ve özenle hatırlanıyor. O ayakkabılar, sadece bir kıyafet değil, aynı zamanda kendini özel ve sevilmiş hissetmenin ifadesiydi.
Gelecek nesillere aktarılacak bayram hikayelerinde, Şahoğlu’nun gençlik yıllarına dair anıları da dikkat çekiyor. Teyzesinin modası olan koyu yeşil yün etek ve hırka ördürme sürecinde yaşadığı duygular, sabır ve sevgi ile gerçekleşen bu hazırlıkların onun için ayrı bir anlam taşıdığını belirtiyor. Bu süreçteki duygular, çocukluk heyecanıyla gençlik sevincinin birleştiği özel anlar olarak hafızasında yer edindi.
Günümüzde teknolojinin hakim olduğu hayatın, eski bayramların samimiyetini azaltmaya başladığını ifade eden Şahoğlu, çocukların ekranlar içinde büyüdüğü, sokakların artık eski sıcaklığını yitirdiği görüşünde. Eski bayramlarda tozlu yollar, kalabalık ve sesler, pamuk şekeri kokusu gibi detaylar, günümüzde yerini dijital ekranlara bırakıyor. Bu dönüşüm ayrıca, bayramın anlamını ve paylaşma ruhunu da etkiliyor.
Arife günlerinin, bayram öncesi hazırlıkların önemli bir parçası olduğunu anlatan Şahoğlu, mutfağın hareketli ve sıcak atmosferinde hamur işleri ve tatlıların özenle hazırlandığını belirtiyor. Tel kadayıfın ince ince açılışı, ekmek kadayıfı şerbetle buluşması ve ikramlıkların hazırlanması, o dönemdeki bayram ruhunun temelini oluşturdu. Sunumların ve ikramların samimiyeti ise, insanların içtenlikle bir araya geldiğini gösteriyordu.
Çocukken yaşanan heyecan ve hazırlık sürecinin, gençlik yıllarında ise farklı duygulara ev sahipliği yaptığını anlatan Şahoğlu, teyzemden örümcük ve hırka ördürmek gibi bayramlara özgü detayları hatırlıyor. Bu süreçteki endişeler ve sonunda gelen mutluluk, onun bayram anlayışını şekillendirmiştir. O zamanlar alınan küçük detaylar, büyük anlamlar taşımıştı.
Şahoğlu, yeni evli bir kadın olarak yaşadığı deneyimi ise şöyle aktarır: Amerika’dan gelen kıymetli bir etek-bluz takımı, onun için büyük bir mutluluk kaynağı olmuş. Bayramda kıyafet denemek ve sonunda tam uyum sağlamak, yaşadığı sevinci iki katına çıkarmış. Bu anlar, bayramın sadece kıyafet ve alışveriş değil, içtenlikle paylaşılan mutluluk olduğunu gösteriyor.
Şahoğlu, bayramların sadece bir kutlama değil, hazırlık, anlam ve sevgiyle örülü bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyor. Eskiden yeni kıyafetler giymek, büyüklerin elini öpmek ve birlikte olmanın kıymeti büyüktü. Günümüzde ise bu geleneklerin yerini tatil ve alışkanlıklar almış durumda. Oysa, onun için bayram, kazanılan küçük mutlulukların büyük anlamlar taşıdığı özel bir zaman dilimidir. Bu değerler, onun hafızasında en parlak şekilde yaşamaya devam ediyor.
Bayram, geleneksel ve kültürel bir festival olarak kutlandı