45,9013$% -0.03
53,4898€% 0.19
61,7201£% 0.12
6.647,93%1,07
44.055,00%1,09
13.662,75%-1,64
3367805฿%-2.02492
Son dönemde gençler arasında görülen akran zorbalığı artışına ilişkin yaptığı değerlendirmeyle dikkat çeken sosyolog Başak Abdul, KIBRIS TV canlı yayında önemli tespitlerde bulundu. Abdul, toplumda ve dünyada giderek büyüyen şiddet diline vurgu yaparak, bunun bireysel boyutunun yanı sıra toplumların genel yapısına yansıyan bir sorun olduğunu belirtti.
Abdul, okulların ve toplumun mikro yapılar olduğunu ve aralarındaki ilişkinin karşılıklı etkileşim içinde olduğunu vurguladı. “Toplumda ne yaşanıyorsa, okullarda da kısa sürede aynı durumlar gözlemleniyor” diyerek, günümüzü “Şiddet ve zorbalık çağını” tanımladı. Bu durumu “Zorbalık pandemisi” olarak nitelendiren Abdul, dünya liderleri ve teknoloji şirketleri arasında güç mücadelesinin sertleşmesiyle sert dil ve baskıcı tutumların toplumun geneline yaygınlaştığına işaret etti.
Başak Abdul, “Gücün geçer akçe olduğu bir dünya yaratıldı” diyerek, güç ilişkilerinin doğası gereği eşitsizlikleri körüklediğine dikkat çekti. Bu dengesizliklerin, gerekli önlemler alınmadığında, olayların adli vakalara dönüşmesine neden olabildiğini belirtti.
İlgili haber: Girne Polis Müdürlüğü Ana Girişi Çalışmalar Nedeniyle Kapandı
Zorbalığın yalnızca bireysel bir sorun olmadığını vurgulayan Abdul, “Bir çocuğu ‘sorunlu’ ya da ‘marjinal’ olarak etiketlemek, o çocuğu zorlayan kültürel iklimi görmezden gelmektir” dedi. Hiçbir çocuğun doğuştan zorba olmadığını, davranışların yetişkinlerin yarattığı sosyal ortamın sonucu olduğunu sözlerine ekledi.
Ergenlik dönemindeki çocukların çevrelerini anlamlandırırken, evden başlayıp okula ve geniş toplum alanına kadar uzanan bir referans sistemi oluşturmaya ihtiyacı olduğunu belirten Abdul, çocukların haksızlıklar karşısında toplumun tepkisini gözlemlediğine vurgu yaptı. “Onarıcı adalet uygulamaları ve suçluların sorumluluğu nasıl yerine getiriliyor, mağdurlar nasıl destekleniyor? Bunlar çocuklar tarafından takip ediliyor ve davranışlarını şekillendiriyor” dedi.
Toplumda yaygınlaşan ‘cezasızlık’ anlayışının, çocuklar arasında cesaretlendirici bir faktör olduğunu sözlerine ekledi. Abdul, yaptığı araştırmalardan şu önemli sonuçları paylaştı:
İlgili haber: Gazimağusa ve Girne’de Alkollü İki Kişi Yüksek Sesle Bağırıp Çağırdığı Gerekçesiyle Tutuklandı
Verilerin özellikle siber zorbalıkta yüzde 30’a yaklaştığını ekleyen Abdul, çocukların kendilerini korumak adına zorbalık yapanlara yakın durmayı tercih ettiklerini belirtti.
Siber zorbalığın en tehlikeli tür olduğunu vurgulayan Abdul, bu durumun çocukların güvenlik alanını tamamen ortadan kaldırdığını ifade etti. “Telefon ve internet erişimi olan her ortamda zorbalık devam ediyor. Eve kapanmak ya da ortam dışına çıkmak çözüm değil, çünkü zorbalık her yerde” dedi.
Cezalandırma yerine, Abdul onarıcı adalet yaklaşımını öneriyor. Sert cezaların çocukların damgalanmasına yol açtığını ve suça yönlendirdiğini belirten Abdul, davranışlarla yüzleşme, özür dileme, rehberlik ve psikolojik destek, empati geliştirme atölyeleri ile sosyal medya kullanımını sınırlandırmanın daha etkili olacağını kaydetti.
“Çocuklar, yaptıkları davranışların sonuçlarını anlamalı ve kabul etmelidir. Kalıcı çözümler, bilinçlendirme ve sorumluluk bilincini kazandırmakla mümkündür” diye ekledi. Ayrıca, toplumun genel tutumunun da bu konuda değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, sert cezaların caydırıcı olmadığına işaret etti. Abdul, “Bazı çocuklar için cezalar, kimlik haline gelebiliyor. Bu yüzden, çocuklara doğru değerler aşılamak ve sağlıklı toplumlar inşa etmek için emek vermek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Bugün için sağanak yağış uyarısı