43,4990$% 0.19
51,6240€% -0.9
59,6039£% -0.78
6.786,60%-9,85
47.158,00%-7,26
13.838,29%0,05
3414808฿%-5.35622

Akdeniz’in doğu ucundaki Kıbrıs, 1571-1878 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin toprağıydı. Peki Kıbrıs Türkiye’den nasıl ayrıldı? Yaklaşık üç asır Osmanlı idaresinde kalan adanın, 1878’de İngiltere’ye bırakılması ve ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Lozan Antlaşması’yla fiilen Türk toprağı kabul edilmemesi, Kıbrıs’ın Türkiye’den hukuken ve fiilen kopuş sürecini oluşturuyor. Bu yazıda o sürecin ayrıntılarını inceliyoruz.
1570-1571 yılları arasında Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Kıbrıs’ı Venedik’ten aldı. Mağusa kuşatması bir yıla yakın sürdü. Adanın fethinden sonra Anadolu’dan özellikle Karaman ve Konya havzasından Türk nüfus adaya yerleştirildi. Bu iskân politikası, Kıbrıs Türk toplumunun kökenini oluşturdu. Osmanlı idaresi 307 yıl sürdü.
1877’de başlayan ’93 Harbi’ olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı, imparatorluk için ağır bir hezimetle sonuçlandı. Rus orduları Yeşilköy’e kadar gelirken Balkanlar’da ve Doğu Anadolu’da büyük toprak kayıpları yaşandı. 1878 Ayastefanos Antlaşması’yla Rusya, Akdeniz’de önemli bir konuma sahip olmaya yaklaştı; ancak Avrupa devletleri bu durumdan rahatsızdı.
Avrupa’nın sert tepkileri karşısında Rusya, Berlin Kongresi’nde (1878) masaya oturmak zorunda kaldı. Bu süreçte Osmanlı Devleti, Rusya’ya karşı güçlü bir destekçi arıyordu. İngiltere bu desteği sağlamayı kabul etti; karşılığında adanın yönetimini istedi.
4 Haziran 1878’de İstanbul’da imzalanan ’Kıbrıs Antlaşması’nın temel maddeleri:
12 Temmuz 1878’de İngiliz bayrağı Lefkoşa’da göndere çekildi. Adanın yönetimi; ilk vali Sir Garnet Wolseley başkanlığında İngiliz idaresine geçti. Osmanlı bayrağı indirilirken Türk Lirası aşamalı olarak İngiliz sterlinine dönüştürüldü. Yönetim dili de İngilizce oldu. Bu gelişme, Kıbrıs Türkiye’den nasıl ayrıldı sorusunun en somut yanıtını oluşturuyor.
I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle Osmanlı Devleti İttifak Devletleri yanında savaşa girdi. 5 Kasım 1914’te İngiltere, Kıbrıs’ı tek taraflı olarak ilhak ettiğini açıkladı. 1878’deki ’geçici kiralama’ anlaşmasının maddi şartları bu kararla fiilen geçersiz hale geldi. 1925’te ise Kıbrıs resmen ’Kraliyet Kolonisi’ ilan edildi.
1923 Lozan Barış Antlaşması, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası sınırlarını belirledi. Antlaşmanın 20. ve 21. maddeleri, Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki 1914 öncesi haklarından feragat ettiğini ve adanın İngiltere egemenliğinde olduğunu kabul etti. Bu şekilde Kıbrıs’ın yeni Türkiye topraklarından hukuken bağı tamamen kopmuş oldu.
Lozan’daki Kıbrıs maddelerinin özü:
Osmanlı egemenliğinin bitişiyle Kıbrıs Türkleri İngiliz idaresi altında azınlık konumuna düştü. Ancak nüfus, kimlik ve kültürel varlık açısından adada kalıcı bir toplum olarak yaşamaya devam etti. Eğitim dili Türkçe olan okullar açıldı, camiler korundu ve Kıbrıs Müftülüğü gibi kurumlar işlevini sürdürdü. Bu süreklilik, ileride 1960 Cumhuriyeti’nin kurulmasında iki kurucu toplumdan birinin Türk toplumu olmasını sağladı.
Kıbrıs’ın 1878’de İngiltere idaresine bırakılması, yalnızca idari bir değişiklik değil, uzun vadede adanın siyasi kimliğini de belirledi:
Kıbrıs, 1960’ta kurulan cumhuriyetle bağımsız bir devlete dönüştü. 1974 Barış Harekâtı ile Türkiye, Kıbrıs Türklerinin güvenliği için adaya çıktı ve ikinci bir tarihsel müdahale gerçekleştirdi. 1983’te KKTC’nin kurulmasıyla Türkiye, adanın kuzeyindeki Türk toplumunun en yakın siyasi ve ekonomik ortağı konumuna geldi. Bugün iki ülke, bağımsız iki devlet olarak ancak derin bir dayanışma içinde yoluna devam ediyor.
Osmanlı Devleti adanın idaresini 4 Haziran 1878’de İngiltere’ye bıraktı. Mülkiyet haklarından ise 1923 Lozan Antlaşması ile vazgeçildi.
4 Haziran 1878’de imzalanan belge tarihte ’Kıbrıs Antlaşması’ olarak geçer.
1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndaki ağır yenilgiden sonra Rusya’nın Akdeniz’deki ilerleyişini durdurmak için İngiltere’nin desteğini almak gerekti. İngiltere bu desteğin karşılığında ada yönetimini istedi.
Antlaşmanın 20. ve 21. maddelerinde Türkiye, Kıbrıs üzerindeki 1914 öncesi tüm haklarından vazgeçerek adayı İngiltere egemenliğinde kabul etti.
Uluslararası hukuk çerçevesinde ilhak yolu açık değil. Türkiye, KKTC’nin bağımsızlığını savunuyor ve iki devletli yapı formülünü öne çıkarıyor.
1571’deki fetihten sonra Anadolu’dan yapılan iskânla Türk nüfus adaya yerleşti. 450 yılı aşkın bir süredir Kıbrıs Türk toplumu adada yaşıyor.
Ada; Süveyş Kanalı’na, Lübnan-Suriye sahillerine ve Türkiye’nin güney kıyılarına yakın konumda. Bu yakınlık, adanın tarih boyunca büyük güçlerin ilgisini çekmesinin başlıca nedenlerinden biri. 1878’de İngiltere’nin adayı istemesinin arkasında; Hindistan yolunu güvence altına almak ve Rusya’nın Akdeniz’e açılmasını engellemek yatıyordu.
Kıbrıs’ın İngiltere’ye bırakılması kararı Sultan II. Abdülhamid döneminde alındı. Padişah ve devlet adamları, bu devri geçici bir düzenleme olarak görüyordu. Ancak 1914’te İngiltere’nin ilhak kararı ve 1923 Lozan Antlaşması, Osmanlı’nın geri alma beklentisini sona erdirdi.
Kıbrıs’ın Türkiye’den ayrılışı tek bir olayla değil, 1878’den 1923’e uzanan 45 yıllık bir süreçle tamamlandı. Bu süreci anlamak; bugünkü KKTC-Türkiye ilişkilerini, Kıbrıs Türk toplumunun adadaki varlığını ve 1974 Barış Harekâtı’nın hukuki zeminini daha net biçimde kavramaya yardımcı oluyor.

Kıbrıs Sorunu Tarihi: Antik Çağdan Günümüze Uzanan Ada Serüveni

