43,4990$% 0.19
51,6240€% -0.9
59,6039£% -0.78
6.786,60%-9,85
47.158,00%-7,26
13.838,29%0,05
3414808฿%-5.35622
Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, bir okulda yaşanan istismar iddialarına ilişkin sürecin çocukların menfaatleri gözetilerek, bilimsel ve etik ilkeler doğrultusunda, çocuk odaklı bir yaklaşım ile yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Grup temsilcileri tarafından yapılan açıklamada, çocuk istismarının yalnızca mağdur çocukları değil, aileleri, öğretmenleri ve tüm toplum üzerinde derin travmalara yol açan ciddi bir sorun olduğu vurgulandı. Bu doğrultuda, gelişim psikologları, psikiyatri uzmanları ve eğitimcilerden oluşan uzman ekip, olayların etkilerini azaltmak ve iyileşme süreçlerini desteklemek amacıyla hazır olduklarını belirtti.
Açıklamada, travmatik olayların çocukların fiziksel sağlıklarını ve ruhsal iyilik halini ciddi şekilde bozabileceğine dikkat çekildi. Maruz kalan veya tanık olan çocuklarda okula devamda sorunlar, akademik gerileme, dikkat dağınıklığı ve ortamdan kaçınma gibi sorunların gözlemlenebileceği söylendi.
Sosyal uzaklaşma, öfke atakları, saldırgan davranışlar, endişe, depresyon ve suçluluk duyguları çocuklarda sıkça görülen belirtiler arasında. Ayrıca, yaşıtı olmayan cinsel davranışlar, uyku ve iştah sorunları ile açıklanamayan fiziksel şikayetler de oluşabilir. Riskli davranışlar olarak, madde kullanımı, kendine zarar verme eğilimleri ve intihar düşünceleri de dikkate alınmalıdır.
Travmaya bağlı olarak yoğun suçluluk, utanç, ani duygu değişiklikleri ve yetişkinlere karşı güven kaybı görülebilir. Fiziksel şikayetler arasında karın ağrısı, mide bulantısı ve baş ağrılarına ek olarak, rüya bozuklukları, uyku sorunları ve iştah değişiklikleri de bildirilmektedir.
Aileler de bu süreçten derin etkilenir. Öfke, inkar, yoğun üzüntü ve çocuklarını koruyamama duyguları yaşanabilir. Bu nedenle, ailelerin psikolojik destek almaları ve duygusal dayanıklılıklarını güçlendirmeleri önemlidir. Uzmanlar, ailelerin bu süreçte sabırlı olmalarını ve çocuklarına güvenli bir ortam sunmalarını öneriyor.
İstismar olaylarının belirli bir toplumsal gruba ait olduğu yanılgısına düşülmemeli. Çocuk istismarının herhangi bir dil, ırk, dini, cinsel yönelim veya sosyoekonomik durumda ortaya çıkabileceği vurgulandı. Toplumun tüm kesimleri, bu konuda bilinçlenerek sorumluluk almalı ve suç duyurusunda bulunmalı.
Devlet kurumları, sivil toplum ve uzmanlar, iş birliği içinde hareket ederek, sürecin çocukların menfaatleri doğrultusunda yürütülmesine özen göstermeli. Soruşturma ve yargı aşamalarında çocukların gizliliği korunmalı, mağdur ve ailelerinin bilgileri güvence altına alınmalı. Ayrıca, sorunun derinleşmemesi ve toplumsal iyileşme için tüm paydaşlara sorumluluk çağrısı yapıldı.
Ebeveynlere ve toplum üyelerine, çocukların konuşma ve soru sorma hakkının güvence altına alınması gerektiği söylendi. Çocuklar suçlanmadan, dinlenerek ve desteklenerek iyileşme ortamı sağlanmalı. Ayrıca, “Neden daha önce söylemedin?” veya “Neden karşı koymadın?” gibi suçlayıcı sorulardan kaçınılması tavsiye edildi.
Medya ve gazetecilere de çağrıda bulunularak, olayın gizliliğini ve mahremiyetini koruyacak şekilde, kimlik bilgileri ve görsellerin paylaşılmaması gerektiği hatırlatıldı. Medya etik ilkelerine uygun davranmak, insani ve yasal bir sorumluluktur. Toplumun bilinçlenmesi ve farkındalığın artırılması için, şüphe durumlarında ilgili kurumlara bildirimde bulunmak vatandaşlık görevi sayılır.
Bayramda Sağanak Yağış İhtimali Var