Kıbrıs’taki İngiliz üsleri yeniden değerlendirilmelidir
Eski Başmüzakereci ve Tarım ve Orman Bakanı Raşit Pertev, Kıbrıs’taki İngiliz üslerinin günümüzün güvenlik koşullarına göre yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Pertev, 1960 anlaşmalarının imzalandığı dönemdeki çevresel ve teknolojik risk düzeyinin, bugünle kıyaslandığında farklılık gösterdiğini vurguladı ve bu değişimin hem hukuki hem de toplumsal boyutlarda tartışılmasını önerdi.
Kıbrıs’taki İngiliz üsleri: Değişen jeopolitik gerçeklik
Pertev, bağımsızlık anlaşmalarının yapıldığı dönemde üslerin ancak dünya çapında bir savaş senaryosunda doğrudan hedef olabilecek askeri tesisler olarak değerlendirildiğini hatırlattı. O yıllarda tehdit algısının nispeten uzun vadeli ve düşük olasılıklı krizlere dayandığını söyledi. Buna karşın günümüzde füze teknolojileri ve insansız hava araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte tehditlerin hızla şekil değiştirdiğini ifade etti.
1960 anlaşmalarının bağlamı
Pertev, 1960’ta oluşturulan statülerin o dönemin askeri ve stratejik gerçekliklerine göre tasarlandığını, bu çerçevede üslerin hedef olma olasılığının sınırlı tutulduğunu aktardı. Bu yaklaşımın, günümüzün anlık tırmanabilen bölgesel gerilimleriyle aynı şartları paylaşmadığını belirtti.
Yeni silah teknolojilerinin etkisi
Günümüzde füze sistemleri ve insansız hava araçlarının operasyonel kabiliyetlerinin artması nedeniyle üslerin kısa süre içinde hedef alınabileceğini söyleyen Pertev, bu teknolojik değişimin bölgedeki risk haritasını değiştirdiğini ifade etti. Bu durumun, üslerin statüsüne ilişkin mevcut değerlendirmelerin gözden geçirilmesini gerektirdiğini belirtti.
Kıbrıs’taki İngiliz üsleri: Hukuki statü ve toplumsal güvenlik
Pertev aynı zamanda üslerin hukuki statüsüne değinerek, bu alanların egemenlik bakımından Birleşik Krallık toprağı olduğunu kabul etti. Ancak egemenlik hakkının, çevrede yaşayan halkın güvenliğini zayıflatacak şekilde kullanılmaması gerektiğini vurguladı. Hem Kuzey Kıbrıs (KKTC) hem de Güney Kıbrıs bağlamında güvenlik kaygılarının öncelikli olduğunu belirtti.
Toplumsal güvenlik ve kamuoyu eğilimleri
Pertev, Güney Kıbrıs’taki kamuoyu araştırmalarında İsrail’e duyulan güvenin yükseldiğine dair verilerin bulunduğunu, bu eğilimin bölgesel politik tutumları etkileyebileceğini ifade etti. Kuzey Kıbrıs’ta ise sadece resmi sembollere dayanarak güvenlik sağlanamayacağı; pratik tedbirlerin ve ortak değerlendirmelerin gerekli olduğu görüşünü paylaştı. Her iki toplumda da “yapabilecek bir şey yok” yaklaşımının riskleri büyüteceğini ve sivillerin zarar görebileceğini kaydetti.
Sonuç olarak Pertev, Kıbrıs adasının büyük devletler arasındaki bir çatışma sahası olmaması; adanın sakinlerinin güven içinde yaşayabileceği bir ortam haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Değişen güvenlik koşullarının, Kıbrıslıların yerel ve bölgesel aktörlerle birlikte daha açık ve kapsamlı bir toplumsal tartışma yürütmesini zorunlu kıldığını belirtti.


Gündem
Gündem
Gündem
Gündem
Gündem
Gündem


