45,9013$% -0.03
53,4898€% 0.19
61,7201£% 0.12
6.647,93%1,07
44.055,00%1,09
13.662,75%-1,64
3367805฿%-2.02492
30 Mayıs 2026 Cumartesi
Dünyada geniş çapta tartışılan çocuklar ve gençler üzerindeki sosyal medya yasağı veya sınırlandırma konusu, ülkemizde de gündeme gelmeye başladı. Uzmanlar, özellikle çocukların psikolojik gelişimini ve güvenliğini korumak adına bu adımı destekliyorlar.
Yeliz Engindereli, çocukların kendilerini ‘kim olduklarıyla’ değil; ‘kaç kişi tarafından beğenildikleriyle’ değerlendirmeye başladığını belirtiyor. Bu durum, özgüvenin dış onaya karşı bağımlı hale gelmesine ve kırılgan bir benlik gelişimine sebep oluyor. Çocuklar, kendilerini içselleştirmek yerine, sosyal medyada aldıkları geri bildirimlerle şekilleniyor ve bu da psikolojik sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.
Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte zorbalık olaylarının sadece okul ortamında değil, 24 saat devam eden bir tehdit haline geldiğine dikkat çeken Engindereli, “Zorbalık artık eve geliyor ve kapıyı çalmıyor,” diyor. Ayrıca, bağımlılık yapıcı içeriklerin ve kısa videoların beynin ödül sistemini tetiklediği, bu durumun da çocuklarda depresyon, kaygı bozuklukları ve özgüven eksikliği gibi sorunlara yol açtığını vurguluyor.
Avrupa ülkelerinde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de tartışılan 15 yaş altına sosyal medya yasağı konusu, uzmanlar tarafından destekleniyor. Dr. Engindereli, küçük yaşta sosyal medya kullanımının erken kimlik oluşumu ve gelişim sırasında olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor. Bu yaşta, çocukların girişimsel ve yaratıcı faaliyetlere yönelmeleri daha faydalı olurken, aşırı erişimin psikolojik zararlarını önlemek adına sınırlamalar önemli hale geliyor.
Uzman, ailelerin dijital farkındalık eğitimi alması, denetim ve sınırlamalar koyması gerektiğini belirtiyor. Ebeveynlerin, çocuklarının kullandığı içerikleri takip etmeleri ve ekran sürelerini kontrollü tutmaları, çocukların güvenli internet kullanımı adına büyük önem taşıyor. Ayrıca, okulda dijital okuryazarlık eğitimlerinin artırılması ve çocukların gerçek hayattaki ilişkileri ve etkinlikleriyle desteklenmesi gerekir.
Sosyal medyanın çocuklar üzerinde depresyon, kaygı, uyku bozuklukları ve beden algısı sorunlarına neden olabildiğine işaret eden Engindereli, günde 3 saatten fazla kullanımın riskleri artırdığını söylüyor. Siber zorbalık ve bağımlılık risklerine karşı ebeveynlerin dikkatli olması, çocukların kendilerini ve gerçek dünyayı kıyaslamalarına engel olması önemlidir.
Çocukların sosyal medyayı bilinçli ve kontrollü kullanabilmeleri için ebeveynlerin öncelikli hedefinin güven ve iletişim olduğunu vurguluyor. Çocukların duygularını açıkça paylaşabilmelerini sağlamak, teknolojik oyunlar ve uygulamalarda aşırı rekabetten uzak durmak, ailelerin dikkat etmesi gereken unsurlar arasında bulunuyor. Ayrıca, ekran sürelerinin sınırlandırılması, yüz yüze iletişimin teşvik edilmesi ve hobilerin desteklenmesi gerekir.
Uzmanlar, doğru sınırlar ve bilinçli kullanım ile sosyal medyanın çocuklar için faydalı hale gelebileceğine inanıyor. Sosyal medyanın, aktif ve üretici şekilde kullanılması halinde öğrenme ve iletişim becerilerini geliştirebileceği, ancak uzun ve amaçsız kullanımın ise depresyon ve kaygı gibi psikolojik sorunlara yol açabileceği belirtiliyor. Bu nedenle, özellikle uyku öncesinde kullanımın sınırlandırılması, içeriklerin filtrelenmesi ve gerçek hayatla denge sağlanması büyük önem taşıyor.